لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ
  Bütün Dinler İki Büyük Esas Getirmiştir
 

 

Bütün dinler iki büyük esas getirmiştir:

1 - Allah (c.c)'tan başka hiç kimseye kulluk ve ibadet etmemek.

2 - Allah (c.c)'a kulluğu ancak (meşru şekilde) dinin kaynağından öğrenip yapmak, kendi kafamızın, hevai hevesimizin bize telkin ettiği bid'atlara dayalı olarak ibadet yapmamak...

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır mealen:

"Bir kimse Rabbinin rızasına kavuşmak arzusu taşıyorsa, salih bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadette kimseyi O'na şerik (ortak) koşmasın" (Kehf: 18/110)

 

Bu aynı zamanda iki şehadetin gerçekleşmesidir.

1 - Allah (c.c)'tan başka ibadete layık hiç bir ilâh olmadığına şehadet ve

2 - Muhammed (s.a.v)'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet.

Birinci şehadette, O'ndan başka kimseye itaatla ibadet etmememiz gerektiğini.

İkinci şahadette ise, Muhammed (s.a.v) adlı Rasûl aracılığı ile gönderilen şeriata, Kur'an'a göre bu ibadet ve itaati yapmamız gerektiğini belirtmekteyiz.

Ettiğimiz şu şehadete göre; Üzerimize farz olan şey; Rasûlün (s.a.v) tebliğ ettiği, haberini getirdiklerini, tasdik ve emirlerine itaat etmemizdir.

Hiç şüphe yok ki Allah'ın Rasû (s.a.v) bize, Allah (c.c)'a ne ile (nasıl) ibadet edeceğimizi bildirmiş ve bid'atler ile ibadet etmeyi menetmiş ve onların birer dalâlet ve sapıklık olduğunu haber vermiştir.

Allahu Teâla şöyle buyuruyor mealen:

"Hayır, onların dediği gibi değil. Her kim itaat ve amelinde muvahhid bir mümin olarak kendini tamamen Allah'a teslim ederse, onun için Rabbi katında amelinin mükafatı olarak cennet vardır. Onlar için hiç bir korku da yoktur ve onlar mahzun da olmazlar" (Bakara: 2/112)

 

Ve biz şüphesiz nasıl ki:

- Ancak Allah (c.c)'tan korkmakla, ancak O'na tevekkül etmekle, ancak Allah (c.c)'a rağbet etmekle, ancak Allah (c.c)'tan yardım istemekle ve ibadetlerimizi sadece Allah (c.c) için yapmakla memur, mükellef isek;

Aynı şekilde biz;

- Rasûle (s.a.v) uymakla, emrine itaat etmekle ve yasaklarından kaçınmakla da memuruz, mükellefiz.

Helal sadece O'nun helal ettiği, haram sadece O'nun haram saydığı ve meşru din sadece O'nun meşru saydığı şeydir.

 

Yüce yaratan mealen şöyle buyuruyor:

"Ne olurdu bunlar Allah ve Rasûlü kendilerine ne verdiyse razı olsaydılar da, şöyle deseydiler: "Bize Allah yeter. Allah bize fazlından yine verir, Rasûlü de... Biz ancak Allah'a rağbet edicileriz..." (Tevbe: 9/59)

Allahu Teâla vermeyi kendine ve Rasûlüne ait kılmıştır. Başka bir ayette olduğu gibi...

Allahu Teâla buyuruyor:

"Rasûlün size verdiği şeyi alın, size menettiginden geri durun" (Haşr: 59/7)

Tevekkülü ise sadece kendine ait kılmıştır yüce Allah:

"Allah bize yeter dediler". (Tevbe: 9/59)

Dikkat edilirse, Allah ve Rasûlü bize yeter denmemiştir ayeti celilede.

Ashabın (Sahabilerin) vasıflarını anlatan ayetlerde de şöyle buyurulmuştur:

"Onlar o kimselerdir ki, insanlar onlara "halk size fenalık yapmak üzere birleştiler onlardan korkun" dedikleri zaman bu onların imanlarını artırır ve derler ki: "Allah bize yeter; O ne güzel bir vekildir". (Âli İmran: 3/173)

"Ey Nebi Allah sana yeter, sana uyan mü'minlere de." (Enfal: 8/64)

Diğer bir ayeti kerimede:

"Allah kuluna kâfi değil midir?" (Zümer: 36) buyurulmaktadır.

Allah'ın Resulü (s.a.v) İbni Abbas'a şöyle buyurmuştur:

"İstediğin zaman Allah'dan iste; istiâne (istimdat) ettiğin zaman Allah'dan istiâne et." (Tirmizi Kıyamet: 59; Ahmed: 1/293-303-307.)

Kur'an-ı Kerim bir çok ayeti celilede bu manaya işaret etmektedir.

- İbadet, haşyet ve takva Allah (c.c)'a ait kılınmış,

- Muhabbet ve sevgi hususu ise, Allah ve Resulüne ait kılınmış (birlikte zikredilmiştir).

Nuh aleyhiselamın dediği gibi:

"Allah'a ibadet edin ve Yalnız O'ndan korkun (O'na karşı takva sahibi olun) ve bana itaat edin." (Nuh:71/ 3)

Diğer bir ayet-i kerimede mealen şöyle buyuruluyor:

"Her kim Allah'a ve Rasûlüne itaat eder, Allah'dan korkar ve takva sahibi olursa işte kurtuluşa erenler bunlardır." (Nur: 24/52)

 

Eğer özetlersek: Rasûller, yalnız Allah (c.c)'a ibadet, rağbet, tevekkül edilmesini ve Allah (c.c)'a ve kendilerine itaat edilmesini emrettiler. Fakat şeytan (nasarayı) hıristiyanları ve benzerlerini aldattı sapıttı da, Allah (c.c)'a şirk koştular ve Rasûlüne asi oldular.

Rahiplerini ve ruhbanlarını ve Hz. İsa aleyhisselâmı Allah (c.c)'tan ayrı olarak rabler edindiler.

Başladılar onlara rağbet ve tevekkül etmeye, emirlerine karşı ve sünnetlerine muhalif oldukları halde onlardan yalvarıp istemeye başladılar.

Fakat bunlara mukabil (karşılık) Allah Teala ihlaslı kullarını, yani mü'minleri, hakkı bilen ve ona uyanların yoluna, sırat-ı müstakime (doğru yola) hidayet etti. ve:

- Böylece gazaba uğrayanlardan ve sapıtanlardan olmadılar (yollarından gitmediler).

- Dinlerini sadece Allah (c.c) için ihlâsla benimsediler.

- Allah (c.c)'ı sevip, yalnız O'na güvendiler,

- Ümitlerini sadece O'na bağladılar,

- Yalnız O'ndan koktular ve sadece O'ndan istediler,

- Bir tek O'na rağbet ve iltifat ettiler,

- İşlerini O'na havale ettiler,

- O'na tevekkül ettiler (O'nu kendilerine vekil edindiler),

- Rasûllerine de itaat ettiler.

- Rasûllerini aziz bildiler (üstün bir yere koyup) hürmet ettiler ve onları sevdiler.

- Onları dost edinip onlara uydular, (sözlerini dinlediler).

- Eserlerine sarılıp (meylettiler), önderliklerini kabul ederek (onların kılavuzluğu sayesinde) doğru yolu buldular.

İşte bu Allahu Teâla'nın evvelki ve sonrakilere gönderdiği Rasûlleri ve gönderdiği İslâm dininin ta kendisidir.

Bu öyle bir dindir ki; Allah Teâla hiçbir kimseden ondan başka bir din (ve bu dinden başkasına bağlanmayı) asla kabul etmiyor.

Allah (c.c)'a kulluğun ve ibadetin tek yolu bu dinden geçmektedir.

İbadet ve kulluğun gerçeği sadece bu dinde bulunmaktadır. (Alemlerin Rabbi olan Allah (c.c)'a kulluğun (ibadetin) hakikatidir bu).

Yüce Allah (c.c)'tan, bizi bu dinin üzerinde sebatkar kılmasını, ve bizi yine bu dinle yüceltmesini niyaz ederiz.

Bizi ve diğer Müslüman kardeşlerimizi bu dinin gereklerini yerine getirirken dünyadan (ukbaya) göçürmesini, intikal ettirmesini (dua) niyaz ederiz.

Yalnız Allah (c.c)'a hamdolsun ve Allah (c.c)'ın selât ve selamı efendimiz Muhammed Mustafa'nın ve onun Âli ve ashabının üzerine olsun...

                                                                                           İbn teymiyye-kulluk risalesi

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  byeylemzayi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=