لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ
  İstiklal ve Taklitçilik
 

Biz, Müslüman fert, Müslüman aile ve Müslüman cemiyet istiyoruz. Fakat, her şeyden önce islam düşüncesinin hakim olmasını istiyoruz.Ta ki bu düşünce, ferdi, aileyi ve cemiyeti islam boyasıyla boyasın, olgunlaştırsın. Bu olmadan hiçbir şey yapamayız.

Biz, İslami esaslara dayanan bir düşünceyle düşünmek istiyoruz. Biz, bizleri her hususta batılıların görüş ve prensipleriyle bağlayan taklitçi düşüncelerle düşünmek istemiyoruz.

Tarihteki en üstün şerefleri haiz büyük bir millet olarak biz, öz değerlerimizle ve hayat anlayışımızla başkalarından ayrılmak istiyoruz.

Biz, atalarımızdan bu İslamı öğrendik, bunun boyasıyla boyandık. Bu din, vicdanlarımıza, duyularımıza hakim oldu. Kaburgalarımızın ve kalplerimizin perdelerini yırtıp içeri girdi. Bütün ülkemiz her yönü ile bu dine girdi ve bunu müdefaa etti.Bu memleketin cocukları; canlarıyla,mallarıyla bu dinin uğrunda cihad ettiler, bu ülkeyi haçlıların, tatarların pençesinden kurtardılar. Memleketimizde, İslami ilimler okundu ve yerleşti.Memleketimizde dünyanın en eski üniversitesi olan Ezher-i Şerif kuruldu.

Böylece ülkemiz, edebi,içtimai ve ahlaki yönlerden milletlere önder oldu.Herkesin arzu ettiği bir memleket haline geldi.

Hülasa, İslam, inancıyla, nizamıyla, medeniyetiyle,lisaniyle memleketimizde ecdadımızdan intikal eden değer biçilmez,mukaddes bir mirastır. Ne kadar yıkıcı çalışmalar yapılırsa yapılsın, memleketimizin İslamdan taviz vermesi ve İslamı memleketimizden uzaklaştırması mümkün değildir. Bunun içindir ki,memleketimizin birçok yönlerinde İslamın eserlerini bütün canlılığıyla görmekteyiz. İslam adlar, akşam sabah ezanlarla inleyen şu haşmetli camiler, konuşulan ve okutulan şu Arap dili,İslama karşı son derece ihtiramımız veşuurluluğumuzun bunun birer misalidir.Bütün bunlar bir gerçektir.Ne var ki,batılı medeniyeti, malıyla, tekniğiyle,siyasetiyle, zevkleriyle, eğlenceleriyle ve daha önce bilmediğimiz aldatıcı hayat tarzlarıyla bize karşı savaştı ve bir kısmımızı mağlup etti. Bunlar batı hayranı olup onlara bel bağladı.Batılıların giriştiği bu manevi savaşın ülkemizde büyük tesiri oldu. İçtimai hayatımızın birçok yönlerinden İslamın gölgesi çekilmeye başladı.

Öyle ki, en önemli noktalarımızı bile değiştirip Avrupa simgesiyle simgelemeye koştuk. İslam dinini devletten ayırıp yanlız camilere ve kalplere hapsettik.Hayatımızı tamamen İslamdan uzaklaştırdık. Böylece istikrarsız ve hatta tenakuzlarla dolu bir hayat yaşamaya başladık.

Fakat İslam,azameti ve ululuğuyla, güzel ve çekici saltanatıyla, değişmez ve sarsılmaz esaslarıyla, ikna edici delilleriyle biz gerçek Müslümanları her zaman kendine bağlar ve boyun eğdirir, kalplerimizi kendinden ayırmaz.İşte Garbın hayati, maddi kuvvetiyle, aldatıcı ziynetleriyle elimizde kalan önemli hususlarımıza da hakim olmak istiyor.Bu ümmeti düşünen her kişi bunu pek iyi bilmektedir. Elbet ki bu istikrarsızlık bitecektir. Bir taraf diğerine galip gelecektir, çünkü her şeyin sonu vardır.

Ancak biz Müslüman Kardeşler olarak,neticenin İslamiyetten tamamen soyulmaya ve batı hayatını yaşamaya varmasına cidden üzülmekteyiz. Bizden önce çokları taklitçiliğe kapıldı ve propagandasını yaptı, ama sonunda ülkesini esarete düşürdü.

Biz, ülkemizi bu akibete varmaktan kurtarmak istiyoruz. Memleketimizin tekrar İslama dönmesini istiyoruz. Ülkemiz İslama gelsin. Yeni kalkınma esaslarını İslami esaslar üstüne kursun, müstakbelini ona bağlasın.

İslam, bizi her şeyin en iyisini anlamaya davet ettiğine göre ve: " Hikmet, mü'minin kaybolmuş malıdır. Nerede bulsa almalıdır " (1) buyurduğuna göre, Müslümanların herhangi bir yerden hayırlı bir şeyi almalarına asla engel olmaz. Her yararlı şeyi başkalarından alıp tatbik etmemize mani yoktur. Yeter ki, dinimizin esaslarına muhalif olmasın. Milletimizin ihtiyaçlarına cevap verin. Fiili hayatımızda meydana gelen bu istikrarsızlığın tesirleri çok açıktır.Eğitimde, adalette, ailevi hayatımızda ve genel kültür sahalarımızda meydana gelen problemlerin bir çoğunun kaynağı bu istikrarsızlığımızdır.

Ülkemizde bulunan bu istikrarsız ve birbirine zıt hayatın örnekleri evlerimizde görülmektedir. Bir kısım vatandaşlar, İslami ahlak ve adaba sımsıkı bağlı oldukları halde diğer birçoklarıda İslam adabından tamamen ayrılmış ve taklitçiliğin esiri haline gelmişlerdir. Bazıları dahada ileri giderek batıcılardan fazla batıcı olmuşlardır. Elbetteki bu tenakuza ve bu bölünmeye son vermek gerekir. Çünkü birlik olmadan hiç bir ilerleme kaydedilemez. Hiçbir millet,birlik-beraberlik olmadan refaha erememiştir. Bunun içindir ki, biz Müslüman Kardeşler, ümmetimizin hayat şekillerindeki tenakuzu yokedip, İslami hayat tarzında birleştirilmesini istiyoruz. Ancak hayatımızdaki bu tenakuzları kaldırdığımız takdirde kendi kendimize kalkınabiliriz ve bütün dünyaya mes'ud yaşamanın numunelerini takdim edebiliriz.

(1)    Bu hadisi şerifi ibn. Mace rivayet etmiştir.

 

Hasan EL BENNA

 

 
  byeylemzayi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=