لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ
  İSLAM, MEDENİYETİN KENDİSİDİR
 

İSLAM, MEDENİYETİN KENDİSİDİR
Said Havva


 

İslam, sadece iki toplum tanır: İslam toplumu, Cahiliye toplumu.“İslam toplumu” islamın uygulandığı toplumdur… İnanç ve ibadet, düşünce, değer, ölçü, nizam, kanun, ahlak ve davranış yönünden islamın uygulandığı toplum… “Cahiliye toplumu” ise İslamın uygulanmadığı, İslam inanç, düşünce, değer, ölçü, nizam, kanun, ahlak ve hareket tarzlarının kendisinde hâkim olmayan toplumdur.

 

İslam toplumu, kendilerine “Müslüman” ismini veren ve İslam düzeninin kendilerine hâkim olmadığı kimseleri içeren toplum değildir. Bu toplum namaz kılsa da… Oruç tutsa da… Ve hacca gitse de İslam toplumu sayılmaz. Kendi kendisine İslam icad eden, Allah’ın belirttiği ve Rasulullah (S.A.V.)’in tayin ettiği İslamın dışında bir İslam uyduran ve bu uydurduğuna “Modern İslam” ismini veren toplum da İslam toplumu değildir.

 

Cahiliye toplumu ise, çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir. Bu toplum Allah’ı inkâr edeni tarihi diyalektik materyalizm ile yorumlayan ve “bilimsel sosyalizm” ismini verdiği düzeni uygulayan toplum şeklinde ortaya çıkabilir.

Bu toplum, Allah’ı inkâr etmeyen, fakat göklerin hâkimiyetini Allah’a bırakarak yeryüzünün hâkimiyetini O’na bırakmayan hayat nizamlarına O’nun şeriatını hâkim kılmayan, İslamın değerlerine itibar etmeyen, havra kilise ve camilerde Allah’a kulluk etmeyi serbest bırakıp, hayatlarına Allah düzeninin hâkim olmasını isteyenleri engelleyen bir toplum şeklinde çıkabilir. Böyle davranmak, Allah’ın yeryüzündeki ulûhiyetini reddetmektir. Hâlbuki Yüce Allaha şöyle buyurmuştur: “Gökte de yerde de ilah olan Odur…” İşte bunun için Allah’ın şu sözünün sınırlandığı İslam toplumunun dışındadır bu toplum: “Hüküm ancak Allah’ındır. Ondan başkasına ibadet etmemenizi emretti. İşte en doğru din…” Böylece bu toplum Allah’ın varlığını kabul etse de insanlar ibadetlerinde serbest bırakılsa da cahiliye toplumudur.  Bu özelliğiyle de sadece İslam toplumu medeni toplumdur. Ve cahiliye toplumları tüm şekilleriyle gerici toplulardır.

 

Toplumda hâkimiyet, Yalnız Allah’a olur ve bu hâkimiyet ilahi düzenin üstünlüğü temeline dayanırsa ancak insan bütünüyle hürriyetine kavuşabilir ve gerçek manada kula kul olmaktan kurtulabilir. Ve ancak o takdirde “insancıl medeniyet” ten söz edilebilir. Çünkü insani temellere dayanan bir medeniyetin ana kaidesinin insanın gerçek manada ve tam olarak hürriyetine kavuşması, toplum içerisindeki fertlerin mutlak manada efendiliklerini korumaları esasını teşkil eder. Hâlbuki gerçek manada bazı kimselerin bazılarını kul ve köle durumuna düşürdüğü, bir kısım insanların tanrılaştırıldığı bir toplumda, ne insan haysiyetinden, ne de gerçek hürriyetten söz edilebilir.

 

 Tek bir ilahın hâkim olduğu ve insanların insanlara kul olmadığı tek toplum; İslam toplumudur. İşte bunun için İslam toplumunda yaşayan fertler gerçek hürriyetlerine kavuşmuşlardır. İnsan medeniyeti, insanın şeref ve haysiyeti ancak İslam toplumunun gerçekleştirdiği bu hürriyette ortaya çıkabilir.

Bir toplumu birbirine bağlayan temel bağlar; inanç, düşünce ve hayat nizamı olur. Ve beşer için en üstün  “hâkimiyet kaynağı olarak tek bir ilah olur ve beşeri beşere kul eden yeryüzü ilahları araya sokulmazsa… İşte böyle bir cemiyette ancak insanın üstün özellikleri ortaya çıkabilir. Ruhi ve fikri özellikler. Ama cemiyetin fertlerini birbirine bağlayan ana temel; cins, renk, ırk ve toprak bağı ve bunlara benzer bağlar olursa, bunların insanın üstün değerlerini temsil etmedikleri apaçıktır. Medeni toplumlar, ancak hür irade ve kendi seçimleriyle bir ideoloji etrafında toplanan toplumlardır. Fertleri, istekleri dışındaki bir şey üzere toplanmalarından meydana gelen toplumlar, gerici toplulardır. İslam tabiriyle cahiliyet toplumlarıdır.

 

Ancak İslam toplumudur ki fertlerini birbirine bağlayan ana bağı, inanç teşkil eder. Yeryüzündeki bütün insanları tek bir ümmet bağı altında toplayan ve cinsiyetin yerine inancın değer kazandığı yegâne toplum, İslam toplumudur. Bu toplumda insanların en üstünü Allah’tan en çok korkandır. Allah’ın şeriatı karşısında herkes eşittir. İnsanlar, kulların hükmüne değil Allah’ın hükmüne boyun eğerler.  


İnsan yeryüzünde kendisine Allah tarafından verilen hilafeti, yalnız Allah’a kulluk ederek ve başkasına kul olmaktan kurtularak en güzel şekilde yerine getirdiği zaman, Allah’ın ahdine ve şartına uygun hilafet vazifesini yüklendiği ve bu vazifesini yerine getirmeye çalışarak Allah’a kulluk ettiği zaman işte o zaman medeniyet zirvesine ulaşabilir.

 

 
  byeylemzayi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=